SECDELERDEYMİŞ ALLAH,BULMAK ANLIMA DÜŞTÜ

SECDELERDEYMİŞ ALLAH,BULMAK ANLIMA DÜŞTÜ

DUHA SURESİ Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla 1- Kuşluk vaktine andolsun, 2- 'Karanlığı iyice çöktüğü' zaman geceye, 3- Rabbin seni terk etmedi ve darılmadı. 4- Şüphesiz senin için son olan, ilk olandan (ahiret dünyadan) daha hayırlıdır. 5- Elbette Rabbin sana verecek, böylece sen hoşnut kalacaksın. 6- Bir yetim iken, seni bulup da barındırmadı mı? 7- Ve seni yol bilmez iken, 'doğru yola yöneltip iletmedi mi? 8- Bir yoksul iken seni bulup zengin etmedi mi? 9- Öyleyse, sakın ye

MONTAİGNE DEN SEÇMELER

19/7/2008

1-dünya,durmayan bir salıncaktır:orada her şey,toprak,kafkasın kayalıkları,Mısır'ın ehramları,hem etrafiyle birlikte,hemde kendi kendine sallanır.durmanın kendisi bile daha agır bir salıntıdan başka bir şey degildir.

2-ben duruşu degil geçişi anlatıyorum:fakat yaştan yaşa ,yahut halkın dedigi gibi "yedi yıldan yedi yıla" geçişi degil,günden güne,dakikadan dakikaya geçişi.

3-hikayemi saati saatine yazmam gerekiyor.az sonra degişebilirim.yanlız halim degil,amacımda degişebilir.

4-benim yaptıgım,degişen ve birbirine benzemeyen olayları,kararsız ve bazen çelişmeli fikirleri yazıya dökmektir.

5-kendimi kırk yaşını aşıp ihtiyarlıgın yolunu tuttugum şu andaki halimle anlatıyorum.bundan sonraki halim ancak yarım bir varlık olacak;ben artık o ben olmayacagım.gün geçtikçe kendimden ayrılıyor ve uzaklaşıyorum.



6-anlattıgım hayat basit ve gösterişssizdir;zararı yok.bütün ahlak felsefesi alelade ve kendi halinde bir hayata da girebilir,daha zengin gösterişli bir hayatada:her insanda,insanlıgın bütün halleri vardır.

7-benim yaptıgım,bildiklerimi söylemek degil;kendimi ögrenmektir.

8-insanın kendini anlatmasından daha zor ve daha faydalı hiçbir şey yoktur.

9-ben durmadan kendimi düzenliyorum,çünkü durmadan anlatıyorum.

10-kendinden söz etmeyi kötü görmek,yasak etmek adet olmuştur;çünkü kendinden bahsetmek her zaman kendini övmek gibi görünür;kendini övmekse herkesin zıddına gider.ama kendinden söz etmeyi yasak etmek,çocugun burnunu silecek yerde,burnunu koparmak olur.

11-bir devleti hiçbir şey yenilik kadar rahatsız etmez.degişiklik hep kötülüge ve zorbalıga yol açar.bir tek parça bozulunca düzeltilebilir.her şeyin özündeki bozulma ve çürüme egiliminin bizi ilkelerimizden uzaklaştırmasınada karşı koyabiliriz;ama koca toplumu yeniden kalıba dökmeye,bu kadar büyük bir yapının temellerini degiştirmeye kalkmak,düzeltecek yerde silip süpürmek,ufak tefek kusurları toptan bir kargaçalıkla düzeltmek,hastalıkları ölümle iyi etmek."devlet degiştirmekten çok yıkmak isteyen"(cicero) kimselerin işidir.dünyanın birden düzelecegi yoktur;ama insan kendini sıkan şey karşısında o kadar sabırsızdır ki,her ne pahasına olursa
olsun ondan kurtulmak ister.binlerce örnekte gösteriyor ki dünya böyle çabuk iyileşme olmadıkça,bir anda dertten kurtulması iyileşmesi demek degildir.

12-bana sorarsanız,birçokları içip sarhoş oluyor diye,şarabı yasak etmek yanlıştır;fazla kaçırılan şeyler hep iyi şeylerdir.

13-benim meslegim,sanatım yaşamaktır.

14-bana diyebilirler ki:kendini kuru sözle degil,iş ve eserle anlat.ben her şeyden önce düşüncelerimi anlatıyorum,bunlarsa ün ve eser haline gelemeyecek kadar belirsiz şeyler:onları söz haline bile getirmekte güçlük çekiyorum.

15-yaptıgımız işler kendimizden çok tesadüflerin eseridir: bu işler kendi özlerini belli ederler;beni ise ancak şöyle böyle,belli belirsiz,parça parça gösterebilirler.

16-ben kendimi oldugum gibi gösteriyorum:öyle bir beden yapısı koyuyorum ki ortaya bir bakışta damarları,kasları,her şeyi yerli yerinde görürsünüz.ben yaptıklarımı degil,kendimi,öz benligimi anlatıyorum.

17-bence insan ne oldugunu bilmekte dikkatli olmalı;iyi tarafınıda kötü tarafınıda aynı titizlikle ortaya çıkarmalıdır.

18-kendini oldugundan az göstermek,tevazu degil,budalalıktır;kendine degerinden az paha biçmek korkaklıktır,pısırıklıktır.kendini oldugundan fazla göstermek de ,çok defa gurudan degil budalalıktandır.

19-bence bu kendini begenme illetinin esası,kendindan pek fazla hoşlanmak,kendi kendine hayasızca aşık olmaktır.bunun en iyi devası kendinden söz etmeyi yasaklayan ve böylece bizi kendimiz üzerinde düşünmekten büsbütün alıkoyanların dediklerinin tam tersini yapmaktır.

20-gurur insanın düşüncesindedir;söze dökülen onun pek küçük bir parçasıdır.

21-bu adamlar öyle sanıyorlar ki insanın kendi üzerinde durması,kendinden hoşlanması,hep kendisiyle ugraşması kendine fazla düşkün olması demektir.oysaki aşırı benciller,kendilerini pek üstün körü bilenler,kendilerinden önce işlerine bakanlardır.onlara göre kendi kendisiyle baş başa kalmak,sırt üstü yatıp vakit öldürmektir.ruhunu zenginleştirmeye,kendini adam etmeye çalışmak boş hayaller kurmaktır.sanki kendimiz bizden ayrı,bize yabancı birisiymişiz gibi.

22-kendinden aşagıya bakıpta kendi kafasına hayran olan adam,kendinden yukarıya,geçmiş yüzyıllara gözlerini kaldırsın; o zaman yüzlerce devin ayakları altında kalacak ve burnu kırılacaktır.

23-insan kendindeki eksik ve cılız degerleri,üstelik insan hayatının hiçligini hesaba katarak düşünecek olursa,hiçbir degeriyle övünmeye kalkışmaz.

24-bir tek sokrates tanrısının dedigine uyup kendisini gerçekten tanımasını ve kendisini küçük görmesini bildigi için bilge adını almaya hak kazanmıştır.

25-yazarken kitapları bir yana bırakır,aklımdan çıkarırım; neden mi? kendi gidişimi aksatırlar diye.

26-Ben yazarken rastgele gittiğim için bol bol hatalara düşerim. Bunları
pekala düzeltebilirdim. Ama o zaman, benim adetim, malım olmuş
kusurları düzeltmekle kendi kendimi yanlış tanıtmış olurdum.

27-Herkes kitabımda beni, bende kitabımı görsün.

28- Çok gariptir; çağımızda işler o hale geldi ki felsefe, anlayışlı insanlar
arasında bile, ne teorik ne pratik hiçbir yararı ve değeri olmayan boş
ve kuru bir laf olup kaldı. Bence bunun nedeni, felsefenin ana
yollarını sarmış olan safsatalardır. Felsefeyi, çocuklar için ulaşılmaz,
asık suratlı, çatık kaşlı ve belalı göstermek büyük bir hatadır. Onun
yüzüne bu sahte, bu kaskatı bu çirkin maskeyi kim takmış? O ki hep
bayram ve hoş zaman içinde yaşamayı emreder bize. Gamlı ve buz
gibi soğuk bir yüz içimizde felsefenin barınamadığını gösterir.
Felsefeyi barındıran ruh, kendi sağlığıyla bedeni de sağlam etmeli.
Huzur ve rahatın ışığı ta dışardan görünmelidir. Dış varlığı kendi
kalıbına uydurmalı ve böylece ona sevimli bir gurur, hareketli ve
neşeli bir tavır, memnun ve güleryüzlü bir hal vermelidir. Bilgeliğin
en açık görüntüsü, sürekli bir sevinçtir.

29-Felsefenin amacı erdemdir; bu erdem de, medresenin söylediği gibi, sarp, yalçın ve çıkılmaz bir dağın başına dikilmiş değildir.

30-Eğer eğitilecek genç, acayip yaratılışlı olur da
güzel bir yolculuk hikayesi, yahut anlayabileceği bir felsefe konusu
yerine masal dinlemeyi yeğ tutarsa, arkadaşlarının genç dinç
yüreklerini coşturan davullar çalındığı zaman o, kendisini hokkabaz
oyunlarına çağıran arkadaşının yanına giderse, bir savaştan toz
toprağa ve zafere bürünüp dönmeyi, top oyunundan yahut balodan bir
armağanla dönmekten daha hoş ve daha çekici bulmazsa, bu genç için
bir tek çare görüyorum: Eğitmeni onu daha çocukken, kimseye
duyurmadan boğar; yahut da bu gence, bir düka'nın oğlu bile olsa
herhangi bir şehirde pastacılık yaptırılır. Platon der ki, çocuklara
babalarının yeteneklerine göre değil, kendi yeteneklerine göre meslek
bulmak gerekir.

31-Mademki asıl felsefe bize yaşamayı öğreten felsefedir ve mademki
çocuğun da öbür yaştakiler gibi, ondan alacak olduğu dersler vardır,
niçin çocuğa felsefe öğretilemezmiş.

32-Bize yaşamayı ömür geçtikten sonra öğretiyorlar. Cicero dermiş ki,
iki insan hayatı yaşayacak olsam bile, lirik şairleri incelemeye zaman
harcamam.

33-Yasalar doğru oldukları için değil yasa oldukları için yürürlükte
kalırlar.

34-Yasalardan daha çok, daha ağır, daha geniş haksızlıklara yol açan ne
vardır?

35-Şu kesin ki çocuğa kendiliğinden bir şey yapmak özgürlüğünü
vermemekle onu korkak bir köle durumuna sokuyoruz.

36-Tümüyle kitaptan bir bilgi ne sıkıcı bilgidir! Böyle bir bilgi bir süs olarak
kullanılsın: Ama temel olarak değil.

37-Felsefenin insanlara, yaşamaya başlarken de, ölüme doğru giderken
de söyleyecekleri vardır.

38- Doğa bir ana gibi davranmış bize: İstemiş ki ihtiyaçlarımızı
gidermek zevkli bir iş de olsun üstelik: Aklımızın istediği şey,
iştahımızın da aradığı şey olsun: Onun kurallarını bozmaya hakkımız
yok.

39-Bizim işimiz kitap doldurmak değil, ahlakımızı yapmaktır; savaşmak ülke kazanmak değil, yaşayışımıza dirlik düzenlik getirmektir; En büyük en onurlu eserimiz doğru dürüst yaşamaktır. Geri kalan her şey, başa geçmek, para yapmak, binalar
kurmak, nihayet ufak tefek eklentiler, yollardır.

40-Güzellik, insanlar arasında, çok tutulan bir şeydir. Aramızda ilk
anlaşma onunla başlar.

41-İnsan yaratıkların en zavallısı, en cılızıdır öyleyken en mağruru da odur.

42-Biz insanlar öteki yaratıkların ne üstünde ne altındayız. Bilge der ki,
göklerin altındaki her şey, aynı yasanın ve aynı yazgının buyruğundadır.

43-Bunca bekçili, silahlı evler yok oldu gitti de benimki niçin duruyor?
Anlaşılan, diyorum, o evler bekçili, silahlı oldukları için yok olup
gittiler.

44-Korunmak saldırana hem istek veriyor, hem de hak kazandırıyor:

45-Her korunma savaşçı bir kılığa girer ister istemez.

46-Bilinecek, bilinince de daha fazla hatırı sayılacak diye iyi adam olan,
insanların kulağına gitmesi koşuluyla iyilik eden kişi, kendisinden
fazla yarar sağlanabilecek bir insan değildir.

47-Kitapları bir yana bırakır da dobra dobra konuşursak, aşk dediğimiz
şey, arzulanan bir varlıkta bulacağımız tada susamaktan başka bir şey
değildir, gibi geliyor bana.

48-Sokrates'e göre aşk, güzelliğin aracılığıyla çoğalma arzusudur. Ama nedir, bu hazzın insana verdiği o acayip gıdıklama, Zenon'u, Kratippos'u düşürdüğü o delice, budalaca,saçma sapan haller, bizi sürüklediği o uygunsuz azgınlık, aşkın en tatlı
anında o alev saçan, kudurmuş, zalim surat, sonra nedir o birden kabarıp böbürlenme, bu kadar çılgınca bir işin içinde o ciddileşip kendinden geçme? Hem ne diye hazlarımızla pisliklerimizi sarmaş dolaş edip hep bir yere koymuşlar? Ne diye insan hazzın son kertesinde acı çeker gibi, ölecek gibi inlemekli oluyor? Bunlara bakınca, Platon'un dediği gibi, tanrıların insanı kendilerine oyuncak diye yarattıklarına inanasım geliyor.

49-Tavus kuşuna haddini bildiren ayaklarıdır.

50-Oyun arasında ciddi düşüncelere yer vermeyenler, bir aziz heykelinin karşısında, önü açık diye, dua etmekten çekinenler gibidir.

51-İnsanın doğuşunu görmekten herkes kaçar, ama ölümünü görmeye hep koşa koşa gideriz.

52-İnsanı öldürmek için gün ışığında, gelmiş meydanlar ararız, ama onu yaratmak için karanlık köşelere gizleniriz.

53-İnsanı yaparken gizlenip utanmak bir ödev, onu öldürmesini bilmekse birçok erdemleri içine alan bir şereftir. Biri günah, öteki sevaptır. Aristoteles ülkesinin bir deyimine göre birini iyileştirmenin öldürmek anlamına geldiğini söyler.

54-Şu insan ne korkunç bir hayvan ki, kendi kendinden bu kadar iğreniyor, kendi zevklerini başının belası sayıyor.

55-Biz insanlar kendimizi kötülemeye gösterdiğimiz zekayı hiçbir yerde gösteremeyiz. Kafamızın, o her şeyi bozabilen tehlikeli aletin peşine düştüğü, öldürmeye kastettiği av kendi kendimizdir.

56-Bre zavallı insan, az mı derdin var ki kendine yeni dertler
uyduruyorsun. Az mı kötü haldesin ki, bir de kendi kendini
kötülemeye özeniyorsun. Ne diye yeni çirkinlikler yaratmaya
çalışıyorsun? İçinde ve dışında zaten o kadar çirkinlikler var ki! O
kadar rahat mısın ki rahatının yarısı sana batıyor? Doğanın seni
zorladığı bütün yararlı işleri gördün bitirdin, işsiz güçsüz kaldın da mı
başka işler çıkarıyorsun kendine? Sen tut, doğanın şaşmaz, hiçbir
yerde değişmez yasalarını hor görür, sonra o senin yaptığın, bir taraflı
acayip, uygunsuz yasalara uymaya çabala. Üstelik bu yasalar ne kadar
özel, dar, dayanıksız, gerçeğe aykırı olursa çabaların da o ölçüde
arıtıyor senin. Mahalle papazının sana emrettiği gündelik işlere sıkı
sıkıya bağlanırsın; tanrının, doğanın emirleri umurunda değildir. Bak,
bir düşün bunlar üzerinde: Bütün yaşamın böyle geçiyor.

57-Dost ve dostluk dediğimiz, çokluk ruhlarımızın beraber olmasını
sağlayan bir raslantı ya da zorunlulukla edindiğimiz ilintiler,
yakınlıklardır.

58- Mademki zamansız bir ölüm seni, ruhumun yarısı olan seni alıp götürdü, yeryüzünde varlığımın yarısından, en aziz parçasından yoksun yaşamakta ne anlam var? O gün ikimiz birden öldük.

59-Karı koca arasındaki sevginin, arada bir ayrılmakla gevşeyeceğini
sanırlar. Bence hiç de gevşemez. Tersine, fazla sürekli bir beraberlik
bu sevgiyi soğutur, bozar.

60-Uzaktan her kadın insana hoş gelir.

61-Ayrılıklar benim yakınlarıma sevgimi tazeler, ev hayatımın tadını artırır.

62- Gerçek dostluğun ne olduğunu bilirim; bildiğim için de dostumu kendime çekmekten çok, kendimi ona veririm.

63-Bana en büyük iyiliği kendine iyilik ettiği zaman etmiş olur.

64-Mızmız, dırdırcı insanları hiç sevmem; bu adamlar yaşamanın
sevinçlerine yan çizer, dertlere can atar, dertlerle kaynaşırlar: Sinekler
gibi, cilalı pırıl pırıl yerlerde tutunamaz, pürtüklü, pürüzlü yerlere
abanır, oralarda rahat ederler; ya da sülükler gibi kara kan içer, kanla
beslenirler.

65-Eğitimin insanı bozmaması yetmez, daha iyiden yana değiştirmesi
gerekir.

66-Yalnız yaşamanın bir tek amacı vardır sanıyorum; o da daha başıboş,
daha rahat yaşamak.

67-Çok kez insan dünya işlerini bıraktığını sanır; oysaki
bu işlerin yolunu değiştirmekten başka bir şey yapmamıştır.

68-ev işlerinin az önemli olmaları,
daha az yorucu olmalarını gerektirmez.

69-Dertlerimizi avutan akıl ve hikmettir,O engin denizlerin ötesindeki yerler değil.

70-Ülke değiştirmekle kıskançlık, cimrilik, kararsızlık, korku, tutku bizi
bırakmaz.

71-Sokrates'e birisi için, seyahat onu hiç değiştirmedi, demişler. O da:
Çok doğal, çünkü kendisini de beraber götürmüştür, demiş.

72-İçi arınmamışsa, neler bekler insanı,

Kendi kendisiyle ne savaşlar eder boşuna!

Tutkuları içinde ne kemirici kaygılar.

Ne korkular içinde kıvranır insan!

Ne çöküntüler yapar bizde gurur, şehvet,

Öfke, gevşeklik ve tembellik!

73-Issız yerlerde kendin için bir evren ol

74-Yapmaya alıştırıldığımız işlerden binde biri bile kendimizle
doğrudan doğruya ilgili değil.

75-Bir devleti hiçbir şey yenilik kadar rahatsız etmez...

76-Dünyanın birden düzeleceği yoktur; ama insan kendini sıkan şey
karşısında o kadar sabırsızdır ki, her ne pahasına olursa olsun ondan
kurtulmak ister. Binlerce örnek de gösteriyor ki dünya böyle çabuk
iyileşme aramaktan hep zarar görür: Durumunda genel bir iyileşme
olmadıkça, bir an dertten kurtulması iyileşmesi demek değildir.

77-Kavuşabildiğimiz zevk ve nimetlerin hepsi mutlaka dertlerle,
üzüntülerle karışıktır.

78-Derin bir sevinçte, eğlentiden çok ciddilik vardır.

79-Mutluluk bile haddini aşarsa azap olur.

80-Tanrıların bize verdiği bütün nimetlerin hiçbiri katıksız ve kusursuz
değildir, onları bir dert pahasına satın alırız.

81-Sokrates der ki: «Tanrılardan biri hazla elemi birleştirip karıştırmak
istemiş, bunu başaramayınca, bari şunları kuyruklarından birbirine
bağlayalım, demiştir.»

82-Ağlamak da bir zevktir.

83-Yitirdiğimiz dostların anısı, çok eski bir şarabın acılığı gibi, mayhoş elmalar gibi hoşumuza gider.

84-Adaletin yasalarında bile mutlaka adaletsiz bir taraf vardır.

85-Örnek olsun diye verilen her cezada kamunun yararına ve bireyin
zararına bir adaletsizlik vardır.

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

MONTAİGNE ÜZERİNE DÜŞÜNCELER

19/7/2008

MONTAİGNE ÜZERİNE DÜŞÜNCELER




1-denemeler'de gördügüm herşeyi montaigne'de degil kendimde buluyorum.

( PASCAL )

2-bir kitap buldum burada. montaigne'nin kitabı;yanıma almadım sanıyordum.aman ne hoş adam.ne zevk onunla beraber olmak.

( Mme de SEVİGNE )

3-Montaigne,katoliklerle tatlı tatlı alay eden adamdır.

( BAYLE )

4-montaigne,o hoş sohbet insan
bazen derin,bazen sudan
şüphe etmesini bilmiş
burnu bile kanamadan
kelli felli softalarla
alay etmiş sakınmadan

( VOLTAİRE )

5-eminim alışacaksınız montaigne'e.insanoglu ne düşündüyse onda var ve bukadar kudretli üslup zor bulunur.bir şey ögretmiyor,çünkü hiçbir şeyi kestirip atmıyor.dogmacılıgın tam tersi.magrur adam ama kim magrur degilki? alçak gönüllü görünenler büsbütün magrur degilller mi? her satırında ben;kendim diye konuşuyor;ama ben,kendim demeden hangi bilgiye varılabilir? haydi,bırakın allah aşkına hocam,filozofun,metafizikçinin bundan iyisi görülmemiş

( DEFFAND )

6-montaigne,o tanrı gibi bir adam 16.yy'lın karanlıkları içinde tek başına diri ve tertemiz bir ışık saçmış ve dehası ancak zamanımızda gerçek ve felsefi düşünce hurafelerin,gericiliklerin yerini alınca anlaşıldı.

( GRİMM )

7-montaigne'nin fikirleri yanlış ama güzel.

( MALEBRANCHE )

8-yazarların çogunda,yazan adamı görüyorum,montaigne'de ise düşünen adamı

( MONTESQUİEU )

9-çocukken babamın kitaplıgından bana denemeler çevirisinin perişan bir cildi kalmıştı.seneler sonra,kolejden çıkışımda bu cildi okudum ve öekileri arayıp buldum.bu kitapla ne büyük haz ve hayranlık saatleri geçirdigimi hatırlıyorum.bu kitabı,yaşadıgım başka bir hayatta yazmışım gibi geliyordu bana,o kadar candan bana,benim düşüncemi,benim hayat tecrübemi söylüyordu.

( EMERSON )

10-montaigne ammada fikir çalmış benden.

( BERANGER )

11-montaigne ölüyor.kitabını tabutunun üstüne koyuyorlar;cenazesinde yakını olarak din bilgini charron ve manevi kızı mademoissele de gournay var.resmen septik olarak Bayle ve Naude onlara katılıyor.sonra montaigne az çok baglanlar,bir an için ondan zevk almış olanlar,bir an için yanlızlık sıkıntısından kurtardıgı,şüphe ettirmek sayesinde düşündürdügü kimseler akraba ve komşu olarak madem de savigne,la fontaine;onun yaptıgını yapmaya özenip,onu taklit etmeyi şeref bilenler:La Bruyere,montasqiue,j.j rousseau;ortada tek başına Voltaire;daha az önemli kimseler,karmakarışık saint evramount,daha arkada çagdaşlarımız ve daha hepimiz.ne büyük bir cenaze alayı.bir insan Ben'i için bundan daha fazlası umulabilirmi? peki ama, ne yapıyorlar bu cenaze alayında? merasim icabı hüngür hüngür aglayan mademoiselle de gourney den başka herkes konuşuyor.merhumdan onun sevimli taraflarından,hayata bu kadar karışan felsefesinden bahsediyorlar.herkes kendi kendinden bahsediyor.onunla herkesin ortak oldugu taraflar ortaya konuyor.kimse ona olan borcunu unutmuyor;her düşünce onun bir yankısı gibi....korkarım bu aayda dua eden tek adam Pascal'dır.

( SAİNTE-BEUVE )

12-montaigne'i sevmek kendini sevmek,kendini herşeye tercih etmektir.montaigne'i sevmek yanlız gerçegi degil,dogruluk ve ödev duygusunuda yanlız kendinden yana çekmektir.montaigne'i sevmek,hayatımızda hazlara,aciz tabiatımızın kaldıramayacagı kadar yer vermektir.....

( BRUNETİERE )

13-Montaigne fransız rönesansını bitirip klasik çagı haber veriyor.

( LANSON )


 

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

fıkra

17/7/2008

Piyango

Temel e bir gün piyangodan para çikmis.Temel de bütün parayi topraga
gömmüs. Topragin üstünede burada para yoktur yazmis.
Dursun da yaziyi okumus. Bütün parayi almis. O da burdan parayi Dursun
almadi diye bir yazi yazmis...
__________________
Temel in Hayat Görüsü

Biletine büyük ikramiye çikan Temel i üç ay sonra bakkal kasap ve borçlu
oldugu diger esnaf yolda çevirmis.
- Ula Temel, sana büyük ikramiye çiktigi halde üç aydir niye borcunu
ödemeysun?
Temel siritarak yanitlamis :
- Zencun oldi, degisti demesunlar diye...
__________________

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

ATATÜRK

17/7/2008

Küçük hanımlar, küçük beyler!
Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı, bir bahtının aydınlığısınız. Memleketi asıl aydınlığa gark edecek sizsiniz. Kendinizin ne kadar önemli, kıymetli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız. Sizlerden çok şeyler bekliyoruz …”



MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Günlük hadisimiz

17/7/2008

Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Allah'ın hataları silmeye ve dereceleri yükseltmeye vesile kıldığı şeyleri size söylemiyeyim mi?''
"Evet ey Allah'ın Resülü, söyleyin!'' dediler. Bunun üzerine saydı:
"Zahmetine rağmen abdesti tam almak. Mescide çok adım atmak. (Bir namazdan sonra diğer) Namazı beklemek. İşte bu ribâttır, işte bu ribâttır. İşte bu ribâttır."
Müslim, Tahâret 41, (251); Muvatta, Sefer 55, (1,161); Tirmizi, Tahâret 39, (52); Nesâi, Tahâret 106


Birgün Hz. Ebu Bekir (ra)`la karşılaştık. Bana: "Nasılsın?" diye sordu. "Hanzala münafık oldu" dedim. "Sübhanallah, sen neler söylüyorsun?" diye şaşırdı. Ben açıkladım: "Hz. Peygamber (sav)`in huzurunda olduğumuz sırada bize cennet ve cehennemden söz edilir, sanki gözlerimizle görmüş gibi oluruz. Oradan ayrılıp çoluk çocuğumuza, bağ bahçemize karışınca çoklukla unutup gidiyoruz". Hz. Ebu Bekir (ra) de: "Allah`a yemin olsun ben de aynı şeyi hissediyorum" dedi. Beraberce Hz. Peygamber (sav)`e gittik ve bu durumu açtık. Bize: "Nefsimi kudret elinde tutan Zat-ı Zülcelal`e kasem olsun siz, benim yanımdaki hali dışarda da devam ettirip (cennet ve cehennemi) hatırlama işini koruyabilseniz melekler sizinle yataklarınızda, yollarda müsafaha ederdi. Fakat ey Hanzala, bazan öyle bazan böyle olması normaldir (münafıklık değildir)" dedi ve (son cümleyi üç kere tekrarladı."

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

duam

17/7/2008

Ey alemleri yaratan Yüce Allahım...

Her ne kadar sana layık kullar olamasakta huzuruna açılan ellerimizi boş çevirme...


Samimi duygularla sana yakaran kullarını affeyle.

Yanlışta olanları doğru yola hidayet eyle.

Vatanımıza, namusumuza şerefimize göz dikenlere fırsat verme...

Kıyamete dek, ay yıldızlı bayrağın altında, ezan seslerini duymayı nasip eyle.

Birliğimizi, dirliğimizi ilelebet payidar kıl...

Senin her şeye gücün yeter.

Sen bizi doğru yoldan ayırma...

Aminn

__________________

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

duam

17/7/2008

Ya Rabbi!
Eğer imanıma bir şüphe girmiş ben de ondan tövbe etmemişsem ihlasla derim ki : Allah'tan başka yaratıcı yok, Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) Allah'ın Resulüdür.


Ya Rabbi!
Eğer bilmeden Müslümanlığıma küfür karıştırmışsam, derim ki: Allah birdir, Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) Allah'ın Resulüdür.

Ya Rabbi!
Eğer Allah'ı birlememe şirk girmişse, ben de bunun farkında değilsem ihlasla derim ki: Allah'tan başka ilah yoktur, Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) Allah'ın Resulüdür.

Ya Rabbi!
Eğer bilmeden seni tanımamda yanlışım varsa derim ki: Allah'tan başka ilah yoktur, Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) Allah'ın Resulüdür.

Ya Rabbi!
Eğer bilmeden amelime riya ve kendimi
beğenme duyguları karışmışsa derim ki: Allah'tan başka ilah yoktur, Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) Allah'ın Resulüdür.


Ya Rabbi!
Eğer farkında olmadan kalbime küçük ve büyük günahların fitnesi girmişse derim ki: Allah bir, Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) Allah'ın Resulüdür.

Ya Rabbi!
İmanımı gönülden tazeleyerek, ihlasla derim ki: Allah'tan başka ilah yoktur, Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) Allah'ın Resulüdür.
Ey diri olan!
Ey ebedi var olan!
Ey izzet ve ikram sahibi olan!
Ey gücün, şerefin ve büyüklüğün sahibi olan Allah'ım!
Halimi düzelt, işlerimi güzelleştir, beni bela ve fakirliğin acılarından koru, düşmanların şerrinden, şeytanın aldatmasından, nefsin arzularından, saptıranların saptırmasından beni koru ey Rabbim!

Ya Rabbi!
Beni çok ibadet eden salihlerden ve şükreden zenginlerden eyle dini ve dünyevi bütün işlerimi düzene koy. Hayırlı nimetlerimi sonuna erdir.


Ya Rabbi!
Ömrümün son zamanlarında, ölüm anında kalbimi ve dilimi imanla doldur. Bana son anda; şehadet ederim ki, Allah birdir ve yine şehadet ederim ki, Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) O'nun elçisidir demeyi nasip et.

Amin,amin,amin

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Hayatın Gerçeği

17/7/2008






İsailli Çocuk : Babam dedi ki : Siz Arablar şeytansınız,teröristsiniz ,hayvansınız!!


Filistinli Çocuk : Babam bana hiç bir şey demedi ,sizinkiler Öldürmüş!!
__________________
..

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Neyi zamanında yaptıkki

17/7/2008


Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

ETME BULMA DÜNYASI

17/7/2008


Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı